Türkiye’de ikamet edenler için tasarlanmıştır.

Logo

Özerklik dönemi (1–3 yaş)

Çocuğum ayaklanmaya başladı.
Özerklik Dönemi (12-36 aylar): Çocuk yürümeye ve konuşmaya başladığı için anne-baba veya bakıcıya bağımlı kalma ile hareket özgürlüğünü sürdürme arzusu arasında ikilem yaşamaktadır. Çocuklar bu dönemde bencil davranışlar sergileyebilmektedir. 3 yaşında yürümekten çok koşmaya başlamaktadır. Oyun, 2 yaşın bitimine kadar tek başına, sonra 1–2 kişilik gruplar halinde gerçekleşmektedir. Dönemin etkin aktivite biçimi yürüme, koşma, tırmanma, zıplama, atlamadır.

Çocukların konuşabilmesi insanlar arası ilişkilerin genişlemesinde önemli rol oynamaktadır ve çocuk topluma dönük olmaya başlamaktadır. Bu sayede kazandığı özgüven ve özerklik duyguları sayesinde yavaş yavaş çevresini ve kendini keşfetmekte, çevre üzerinde bir denetim gücü kazanmaktadır.

3-4 yaşlarındaki çocuk, özgürce girişim ve atılganlık eylemleri göstermeye başlar. Bilinmeyen konulara büyük bir merak, girişim duygusunun da temellerini atmaktadır. Bu dönemde utandırma, ayıplama, suçluluk duygusu, cezalar ve korkutmalar özerklik duygusunun, sorma-bilme, girişim ve becerme yetilerinin gelişimini körelten davranışlardır. Çocukların merak ve keşfetme duygularının baskılanmaması için bu tür tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır.

Terrible Two (2 yaş sendromu)

Çocuğumun 2 yaş krizinin nedenlerini öğrenmek istiyorum?

Yaklaşık 1 yaş civarına geldiğinde yürümeye başlayan çocuk, 2 yaşına yaklaştığında koşma, zıplama, merdiven çıkma gibi daha üst seviye hareketleri yapabilmeye başlamıştır. Aynı süreçlerde anlama ve tekrarlama ile başlayan konuşma da daha belirgin hale gelmiştir. Bu durum yaşamı kolaylaştıracağı yerde daha da zorlaştırmaktadır.

Zihin gelişimi, beden gelişiminden daha ileride olduğu için yapabildiğinden çok daha fazlasını ifade edebilmekte ve yapmak istemektedir. Bu durum çocuk üzerinde stres yaratır.

Bebeğin kendi kendine bardağını taşımak, dolabın kapağını açıp kapatmak, kendi kendine yemek istemek gibi talepleri olacak, bu taleplerini gerçekleştirmesi ebeveynleri tarafından engellenince de agresif bir tutum takınacaklardır.

İki yaş krizini tetikleyen faktörler nelerdir?

İki yaş krizi genelde ebeveynler tarafından tetiklenmektedir.

Fazla taklit: Çocuk davranışlarını taklitle ve etrafını çok seri bir şekilde inceleyerek öğrenir. Çocuk gördüklerini, duyduklarını taklit edeceği için etrafındaki kişiler de olaylar karşısında gösterdiği tepkilere dikkat etmelidirler. Hoş olmayan bir durumla karşılaşıldığında bağırma, kapıları çarpma, ağlama gibi davranışları gözlemleyen çocuklar da benzer davranışlar gösterme eğiminde olacaktır.

Fazla kontrol ve fazla hayır: Kendine güvenin oluşmaya başladığı bu dönemde çocuğun peşinde sürekli gezmek, sürekli soru sormak ve sürekli kontrol etmek çocuğun kendisini baskılanmış hissetmesine neden olacaktır. Bağımsız olarak dolaşabilmekte olduğu ve bu nedenle daha özgür olmak istediği için uzaktan ve gözle kontrol edilmesi tercih edilmelidir. Çoğu durumda nesnelere sadece dokunmak veya yakından görmek merakını gidermeye yeterli olabilir. Onun yerine, sürekli müdahale edilmesi çocuğun öfkelenmesine neden olacaktır. Tam aksine tüm davranışların sürekli “hayır”la durdurulması, gerekli olmamasına rağmen hareketlerinin engellenmesi, bir süre sonra uyaran kişiye karşı çocuğun itaat ve ciddiyetini azaltacaktır.

Fazla sınır: Korumak ve düzen sağlamak için sürekli kişisel sınırlar çizilmesi ve sınırların sürekli ebeveynlerin elinde olması çocuğun hoşuna gitmez. Artık kendi istekleri ve kararları vardır. Bu istekler sürekli ebeveynlerin “yapma” engellemelerine maruz kalır. Çocuğa sınır koymak kadar dengesini sağlamak da gereklidir. Diğer şekilde sınırlar tüm aileye sıkıntı yaşatmaya başlar. Konulan sınırlara tam olarak itaat etmesini beklemek iyimser ve aslında tercih edilmeyen bir durumdur. Örneğin, problem çözmeyi ve analiz etmeyi öğrenmesini istediğimiz çocuğumuzun dolap kapağı güvenlik kilitleri karşısında pes etmesi pek de tercih edilecek bir durum değildir.

Kriz durumlarını nasıl yönetebilirim?

Olumluyu fark etmek: Çocuğun olumlu davranışlarının farkına varıp olumlu geri bildirimlerle takdir ve teşekkür etmek gerekir. Basit konularda ebeveyne yardıma teşvik edilmesi ve yardım sonunda küçük bir teşekkür cümlesi yeterli olacaktır.

Seçenekler sunmak: Sorun oluşmadan çocuğa seçenekler sunmak, çocuğun davranışlarını kontrol altına almak için gereklidir. Yaratılan alternatifler sayesinde seçenekleri olduğunu bilmek, seçim yapma tatmini yaşamasına ve fikirlerine saygı duyulduğunu hissetmesine neden olur. Bu durumda çocuğun savunma mekanizması gevşer ve savunması gevşeyen çocuk daha uyumlu ve pozitif davranış sergiler. Fakat seçeneklerin aşırı artması da kararsızlığı arttıracağı için sunulan seçeneklerin adeti de çok fazla artırılmamalıdır.

İstikrarlı olmak: İstikrarlı olmak tüm davranış problemlerinde ailenin üzerine düşen görevlerden biridir. Anne-baba bazı durumlarda net, kararlı ve istikrarlı olmalıdır. Çocuk bu kararlılığı gördükçe ısrarcı olmaktan vazgeçecektir. Anne baba mümkün olduğunca “bu seferlik, bir kerelik vb.” ifadeleri kullanmaktan kaçınmalıdır.

Kriz anında müdahale etmemek: Ağlama, bağırma, kendini yere atma gibi davranışlar karşısında o an müdahale edilmemeli ve kriz anının hafiflemesi beklenmelidir. Ders vermek için ağlama nöbeti uygun bir zamanlama değildir, bunun için daha olumlu durumdaki zamanlar tercih edilmelidir. Ağlama veya bağırmayla çocuğun enerjisinin boşalmasını beklemek doğru olacaktır. Topluluk içinde bağırıp ağlayan çocuğun daha rahat iletişim kurulabilecek tenha bir yere götürülmesi ve orada sakinleşmesi beklenmelidir.

İnatlaşmamak: Çocukla inatlaşmak bizi bir yere götürmeyeceği gibi aksine durumu daha da kötü bir hale getirir. Restleşip inat etmek çocukta bulunduğu durumu koruma arzusu uyandırır. Yetişkin inatlaşmak yerine çözümü arttırıp sorunu azaltır. Her inatlaşmanın sonunda bir kazanan olacağı için burada odaklanılması gereken nokta kazanmak değil, uzlaşmak olmalıdır.

Anlamaya çalışmak: Çocukların dünyası yetişkinlerin dünyasından farklı olduğu için onları anlamak oldukça emek gerektirecektir. Gördüğü bir nesnenin onda yarattığı imgenin nasıl oluştuğunu bilemeyebiliriz. Yetişkinlerde bile bazen sadece “anlaşılmak” kişiyi rahatlattığı gibi kendini istediği gibi ve istediği kadar ifade edemeyen çocuk için de yaşanan bu durumlar “anlaşılmasıyla” azalacaktır.

Görmezden gelmeye çalışın: Çocuklar bazı davranışları fark edilmek için yaparlar. Pek çok davranış (olumlu veya olumsuz) sık sık uyarıldıkça dikkat çektiğini düşündüğü için daha da belirginleşecektir. Kriz anında kendisine veya çevresine zarar vermiyorsa mümkün olduğu kadar görmezden gelinmesi yararlıdır. Bu şekilde hem tepkileri ile dikkat çekemediği için devam ettirme isteği duymaz hem de rahatlamış olur. Ebeveynin dengeli bir şekilde önemseyerek davranışlara tepki vermesi önemlidir. Burada en önemli nokta görmezden gelinenin çocuk değil, davranış olduğudur. Çocuk asla kendisinin önemsenmediğini düşünmemelidir.

Konuşmak: İletişim her koşulda çözüm yollarının başlangıcıdır. Çocuk kaç yaşında olursa olsun onunla konuşulmalıdır. Dinlemez ve umursamaz gibi görünse de değer verildiğini anlayan çocuk işbirliğine daha açık olacaktır.

Çocuğumun inatçılığını nasıl yönetebilirim?

Bebek 2 yaşına yaklaştıkça ek gıda, emekleme, diş çıkarma, yürüme gibi önemli gelişim adımlarından sonra bağımsızlığını fark etmeye başlar. İnatlaşma, isteklerinin yerine getirilmesi için tutturma, ısrarla aynı şeyleri söyleme gibi davranışlar sergilemeye başlar. Özerklik dönemi denilebilecek bu dönemde çocuk bir yandan bağımlı kalma eğilimindeyken diğer yandan başına buyruk olmak ister.

Öncelikle inatlaşmaya çözülmesi gereken bir sorun değil, yönetilmesi gereken bir durum olarak bakmak gerekir. Çünkü yaşam içinde doğal olarak yaşanması gereken adımlardan biridir inatlaşma.

Yardım edin: Suyunu/sütünü kendisi bardaktan içmek isteyecektir. Buna zihinsel olarak hazır olduğunu düşünse de, el ve parmaklarının gelişimi hazır olmadığı için büyük ihtimalle başaramayacaktır. Bu duruma da sinirlenecektir. Anne-babanın, bardağı elinden alıp ona içirmesi yerine çocuğun eline daha uygun ve kırılmayacak bir bardak vermesi gerekir. Ayrıca dökülmesi sorun olmayacak miktarda içecek koyulması, bardaktan su içme becerisini destekleyecektir. Ebeveynin görevi yetişkin olmanın avantajını kullanarak çocuğun akıl edemeyeceği alternatif çözümler üretmektir. Çocukları, merak ettikleri farklı durumlarda da sürecin içine güvenlik tedbirleri alınarak dahil etmek de faydalı olacaktır.

Dikkat dağıtın: Çocuğun ilgisi kısa süreli olduğu için inat ettiği konularda dikkatini dağıtmak faydalı olabilir. İnatlaştığı konu büyük ihtimalle göründüğü kadar önemli olmadığı için dikkat dağıtmak ve ilgisini başka yöne çekmek inatlaştığı konuyu hafifletir. İnatlaştığı konuya yaşına ve ilgisine göre alternatif etkinlikler bularak, dikkati başka bir tarafa çekilebilir.

Durdurun: İnatlaşma itişme, ısırma gibi fiziksel tepkilere dönüştüğü noktada ilk olarak bu davranış durdurulmalıdır. Kafasını duvara vurma, ellerini yerlere vurma gibi durumlarda çocuk hemen olduğu ortamdan uzaklaştırılmalı ve sakinleştirilmelidir. Büyük ihtimalle ellerini kendi açamayacağı için avucu ebeveyni tarafından açılmalıdır. Sakinleştikten sonra kısa açıklamalarla yaptığı davranışın doğru olmadığı söylenmeli, şirinlik yapmaya başlaması durumunda müsaade edilmemelidir.

İzin verin: Çocuğun her isteğini reddetmek bir süre sonra fazla baskılayıcı olacak ve bir işe yaramaz hale gelecektir. Çocuk da bu baskıları yıkmaya çalışacaktır ama yapmak istediklerini gerçekleştirecek becerileri yoktur. Kendisine zarar vermeyecek ve tehlikeli olmayan konularda çocukların istediklerini yapmalarına müsaade edilmelidir.

Tuvalet eğitimi

Çocuğuma tuvalet eğitimini ne zaman ve nasıl vermeliyim?

Bir çocuğun tuvaletinin geldiğine dair işaretleri anlaması, zamanında tuvalete gidebilmesi, tuvaletini ve temizliğini yapmayı öğrenmesi, bir eğitim ve olgunluk sonucunda oluşur. Başarılı tuvalet eğitimi çocuğun ve anne babanın hazır oluş seviyeleri ile doğrudan ilgilidir.

Çocuğun tuvalet eğitimine hazır olup olmadığının anlaşılması için anne baba aşağıdaki sorulara cevap vermelidir:

  • Çocuk mesane gelişimi itibarıyla buna hazır mı?
  • Çocuk belli bir süre kuru kalabiliyor mu? 2-3 saatte bir bez açıldığında kuru olduğu görülüyor mu?
  • Tuvaletini bezine yaptığında rahatsız oluyor mu?
  • Tuvalet ihtiyacı geldiğinde bunu duruşuyla, mimikleriyle ya da sözleriyle ifade edebiliyor mu? Mesela tuvaletini özel bir yere gidip mi yapıyor? Çocuğun bedensel gelişimi uygun mu?
  • Göz ve el hareketlerini eş zamanlı olarak düzenleyebiliyor mu? Örneğin lego parçalarını takıp sökebiliyor mu?
  • Kıyafetlerini çıkartabiliyor mu? Pantolon ya da külotunu çekebiliyor mu?
  • Ellerini yıkayabiliyor mu? Çocuğun zihinsel gelişimi yeterli mi?
  • Yüzündeki organları gösterebiliyor mu?
  • Basit işleri taklit edebiliyor mu?
  • “Odana git.”, “Tuvalete git.”, “Bebeğini getir.” gibi basit talimatları yerine getirebiliyor mu? Çocuk dil gelişimi açısından hazır mı?
  • “Çiş”, “kaka”, “oturak”, “tuvalet” gibi kelimelerin anlamını biliyor mu?
  • “Çişim geldi.”, “Kakam geldi.” diyebiliyor mu?

Tuvalet Eğitimi Verirken...

Diğer insanların ne söylediklerine bakılmamalı ve diğer çocukların zamanlamaları ile karşılaştırılmamalıdır. Genel olarak 2-2,5 yaş tuvalet eğitimi için uygun olmakla birlikte, başlamak için en önemli kriter çocuğun hazır olmasıdır.

Çocuğun ve anne-babanın hayatında değişiklik oluşturacak dönemlerde (tatil öncesi, yeni bir kardeşin doğumu vb.) tuvalet eğitimine başlanmamalıdır. Anne baba eğitim konusunda istikrarlı olmalı, bir yöntem uygulamaya koyduktan sonra takip etmelidir, sabırlı olmalıdır.

Banyoda çocuk için güvenli bir ortam sağlanmalıdır. Tıraş bıçaklarını ve deterjanları kilit altına almak, kırılıp çocuğu kesebilecek eşyaları güvenli olanlarla değiştirmek, lavabonun önüne ellerini yıkarken çıkabileceği küçük bir tabure koymak vb.

Anne baba, çocuklarının tuvalet eğitimi konusunda kaygılarını yendikten sonra çocuklarını eğitmeye başlamalıdır. Çocuğun doğumundan o güne kadar başardıklarına (oturma, yürüme, konuşmaya başlama vb.) odaklanılmalı. Tuvalet eğitimi başarılıp arkada bırakılacak küçük hedeflerden biri olarak görülmelidir. Anne-baba, her çocuk gibi kendi çocuklarının da bir biçimde tuvalet alışkanlığını edineceğini kabul etmelidir.

Oturağa (ya da çocuk klozet kapağı ile klozete) oturmak sabah-akşam yapılan rutin işlerden biri olmalıdır. Sabahları giyinmeden önce, akşam yemekten sonra, yatmadan önce belli bir zaman oturağa ayrılmalıdır. Ancak çocuk zorlanmamalı, uzun ve sıkıcı oturak deneyimlerinden uzak durulmalıdır. Başlangıçta çocukla tuvalet eğitimi hakkında kısaca konuşulmalıdır.

Bez çıkartıldıktan sonra ilk birkaç gün, çocuk sık aralıklarla tuvalete götürülmelidir. Daha sonraki zamanlarda çocuk uyku öncesinde tuvalete götürülmelidir.

Tuvaletini oturağa veya klozete yaptığında ödüllendirilmelidir. Örneğin, “Tuvaletini yapınca sifonu sen çekeceksin.”, “Ellerini yıkadıktan sonra şu oyuncağını da yıkayabilirsin.”, “Aferin, başardın.” gibi sözler söylenebilir. Alkışlamak, sarılmak vb. yöntemler kullanılabilir.

Çocuk başaramadığında, denemelere devam etmesi için teşvik edilmelidir. Örneğin “Neredeyse olacaktı.”, “Yarın daha kolay olacak.”, “Bir dahaki sefere olur.” vb. sözler söylenebilir.

Referanslar:

  1. Çukur D. Okulöncesi çocukluk döneminde sağlıklı gelişimi destekleyici dış mekan tasarımı. SDÜ Orman Fakültesi Dergisi. 2011;12:70-76.
  2. Öztürk O. Çocukta özerk benlik ve özgürlük duygusunun gelişimi.2006. 23-24 http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/840.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  3. Acaröz Oğuz T. Çocuğunuzu Anlamak. Mikado Yayınları. Haziran 2014. ISBN:978-605-532-690-6.
  4. İşmen Gazioğlu AE. Hayatın ilk çeyreği. 0-18 yaş gelişimi. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. 2012 http://ailetoplum.aile.gov.tr/data/542925ac369dc32358ee29fb/01_01_hayatin_ilk_ceyregi.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.