Türkiye’de ikamet edenler için tasarlanmıştır.

Logo

Okul Çocuğu (6-11 yaş)

Okul çağındaki çocuğumuzun, beslenmesi nasıl olmalı?

Okul çağı çocukları (6-12 yaş) bu dönemde hayatlarının sonuna kadar devam edecek alışkanlıklar kazanırlar. Evinden, ailesinden bağımsız bir hayata adım atan çocuk, kendi tercihlerini yapmayı öğrenir. Bir yandan çevresindeki dünyayı tanırken, bu dünyada kontrolünü kazanmayı da öğrenecektir. Sosyal kimlik gelişimi yanı sıra doğru beslenme alışkanlığının da sürdürülmesi gereken bir dönemdir.

Okul çocuğu, yılda ortalama 5 cm uzar ve yaklaşık 2,5 kg ağırlık artışı gelişir. Büyümeyi ve gelişmeyi sağlayabilecek yeterlilikte kalori, besin değeri yüksek ve kompleks karbonhidratları içeren uygun formda çocuğa sunulmalıdır.

Enerji ihtiyacı, büyüme hızı, vücut porsiyonları ve fiziksel aktivite ile değişmekle beraber küçük çocukta 90kcal/kg, büyük çocukta ise kilosu başına 55-70 kcal/gün’dür.

Bebeklikten sonra büyüme hızının yavaşlaması ile birlikte protein ihtiyacı azalarak 7–12 yaş arası kilogram başına 1.0g/gün’e düşer. 5 yaşı geçen çocuklarda yağlardan gelen enerji toplam enerjinin %30’unu geçmemelidir. Günlük diyet ile alınan yağların ancak 1/3’ü doymuş yağlardan sağlanabilir ve diyetteki kolesterol miktarı 300 mg/günden az olmalıdır.

Okul çocuğunun, büyüme-gelişme ve fizik aktivitesi için gerekli enerji ve besin ihtiyacı belirlendikten sonra, menü hayatın diğer evrelerinde de olduğu gibi 5 temel gruptan karşılanmalıdır.

Bu çağdaki bir çocuğun beslenmesinde aşağıdaki öneriler dikkate alınabilir:

  • Her öğünde 4 temel besin grubundaki yiyeceklerden tüketilmesi
  • Günde en az 2 su bardağı süt içilmesi
  • Günde en az 5 porsiyon sebze, meyve yenilmesi
  • Günde en az 8-10 bardak sıvı tüketilmesi
  • Gelişi güzel diyet yapılmaması
  • Düzenli egzersiz yapılması ve düzenli ve yeterli uyunması
  • Çay ve gazlı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, süt veya ayran tercih edilmelidir.
  • Şekerli besinlerden kaçınılmalıdır.

Okul çağı, çocuğun ailesinin dışında, dış dünyaya açıldığı ve çevresinin önemli ölçüde genişlediği çağdır. Son çocukluk olarak adlandırılan bu dönem ergenliğin ilk belirtilerinin başladığı 12 yaşlarında biter. Okul öncesi yılların son zamanlarında başlayan büyümenin yavaşlaması, 10-11 yaşlarına kadar devam eder. Bununla birlikte pek çok işini kendi kendine yapabilir; vücut dengesi yerinde ve psikomotor becerileri daha da artmıştır.3

Cinsel kimliği belirginleşmiş kız ve erkek çocuklar kendi cinsiyetlerine uygun oyun arkadaşları seçmeye başlamıştır. Giderek daha bağımsızlaşırlar ve bir yandan yaşıtlarıyla bir arada olmaktan hoşlanırken diğer taraftan da grup içinde sivrilme, üstünlüklerini kanıtlama çabası içine girerler.

Çocuğun kendisine güvenmesi, okul yaşamında, derslerinde ve sosyal ilişkilerinde başarılı olma açısından son derece önemlidir.

Çocuğun kendisini daha gerçekçi değerlendirmeyi öğrenmesi, başkalarıyla karşılaştırarak kişiliğini geliştirmesi, hoşgörülü olabilmesi, aile içi ilişkilerden çok arkadaş gruplarında kazanacağı becerilerdendir. Bu nedenle ailenin arkadaşlık ilişkilerini desteklemesi büyük önem taşımaktadır. Bir başka özellik de, kolay etkilenmedir.

Bu dönemdeki çocuklar kendi arzularının diğer çocukların istekleri doğrultusunda olduğuna inanır. Bu da onların gruba kabul edilmelerini kolaylaştırır. Ayrıca bu dönem iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın ayırt edilmesi becerisinin, başka bir deyişle üst benliğin ve ahlaki bilincin geliştiği bir dönemdir. Kurallara sıkı sıkıya bağlıdır ve bu kuralların uygulanmasını yakından takip eder. Çocuğun konuşma yeteneği ve sözcük dağarcığı da oldukça gelişmiş ve zaman, uzay, sayı kavramları yerleşmiştir. Hayal ile gerçeği daha kolay ayırt eder. Bu dönemin sonlarına doğru somut düşünceden soyut düşünceye geçiş başlar.

Çocuğumuzda dikkat eksikliği veya hiperaktivite varsa ne yapmalıyım?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu okul öncesi dönem ve okul çağı çocuklarında belirgin hale gelen bir bozukluktur. 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1-2 çocukta görülmektedir. Hiperaktivite belirtileri:

  • Yerinde duramazlar
  • Oturması gerektiği halde oturamazlar
  • Sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çekerler
  • Yerli yersiz koşup tırmanırlar
  • Çok konuşurlar, çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan cevabını yapıştırırlar
  • Her zaman bir şeylerle uğraşırlar
  • Sırasını beklemekte zorlanırlar
  • Olaylara veya konuşmalara müdahale edip yarıda keserler.

Bu davranışlar çoğu çocukta zaman zaman görülebilen durumlar olduğundan tanı konulması için yeterli deneyim ve bilgi birikimi sahibi uzmanların yardımı gerekir.

% 4-8 gibi sanıldığından daha sık bir oranda görülmektedir. Bu da 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1-2 dikkat eksikliği veya hiperaktivite olan çocuk görülebileceği anlamına gelmektedir. Uzun zamandan beri bilinmekte olmasına ve her sene hakkında yüzlerce araştırma yayınlanmasına rağmen toplum tarafından yeni tanınmaya başlayan bir durumdur.4

İlk kez 1845 yılında Dr. Henrich Hoffman isimli bir hekim tarafından tanımlanmış olmasına rağmen yine bir hekim olan Sir George F. Stil 1902’de yeniden bu bozukluğu vurgulayana dek hak ettiği ilgiyi görememiştir. Ancak bu tarihten sonra bu bozukluğun özelliklerini, nedenlerini, seyrini, tedavilerini araştıran çalışmalar hızlanmıştır.

Günümüzde dikkat eksikliği veya hiperaktivitenin, anne babanın yetiştirme biçimlerinin doğrudan sonucu olmayan, kalıtsal özelliklerin ağır bastığı, hakkında oldukça bilgi sahibi olduğumuz bir rahatsızlık olduğu rahatlıkla söylenilebilir. Çocuğunuz çok hareketli olmasa da dikkat eksikliği veya hiperaktivite olabilir.

Dikkat eksikliği belirtileri:

  • Yönergeleri başından sonuna kadar takip edemezler
  • Dikkatlerini yaptığı işe veya oyuna vermekte zorlanırlar
  • Evde veya okulda yapacağı işler ve aktiviteler için gereken malzemeleri kaybederler
  • Siz konuşurken dinlemez gibi görünürler
  • Detayları gözden kaçırırlar
  • Düzensiz görünürler
  • Uzun süre zihinsel çaba gerektiren işleri yapmakta zorlanırlar ve bunlardan kaçınırlar
  • Unutkandırlar, ilgileri kolayca başka yönlere kayar. Tanı için çocukta bu iki gruptan birinde ya da her ikisinde yer alan belirtilerin en az üçte ikisi bulunmalıdır.

Çocuğumuz öğrenme zorluğu çekiyor...

Özgüven sorunu olan çocukların okulda öğrenme zorluğu yaşadığı artık biliniyor ve çocuğun eğitimsel gelişmesini sağlayabilmek için öncelikle özgüvenin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Öğretmen, çocuğun özgüvenini artırmak için pek çok şey yapabilir.

Çocuğun en fazla ihtiyaç duyduğu şey; anne babası tarafından sevilmek, benimsenmek ve onları etkilemektir. Çocuğun anne babası ve yaşamındaki diğer önemli yetişkinler farkında olsalar da olmasalar da, anne babasının ilgisi gerekli ve önemlidir.

Özgüvenin iki merkezi boyutu vardır: “sevilebilir olma duygusu” ve “yeterli olma duygusu”.

Okula giden çocuğunuz, utangaç, çekingen, aşırı sessiz, dikkat çekmemeye çalışan biri mi, yoksa insana yapışan, saldırgan ve zorba bir çocuk mu? Bu göstergelerin tümü, çocuğun sevilebilir olduğundan kuşku duyduğunu göstermektedir.

Okula giden çocuklarda özgüvenin zayıf olduğunu gösteren işaretler aşağıdaki tabloda sıralanmıştır.

Aşırı Kontrol Göstergeleri

Kontrolsüzlük Göstergeleri

Utangaç ve içine kapanık

Saldırgan

Olağan dışı sessiz

Düzenli aralıklarla sinir krizi geçiren

Yeni aktiviteler için isteksiz

Zorba

Anne babasına yapışan

Düzenli olarak okuldan kaçan

Başka çocuklarla kaynaşmakta sıkıntı yaşayan

Kendisinden bir şey istendiği zaman işbirliği yapmayan

Yeni durumlar karşısında ürkek ve çekingen

Sık sık güven tazelemek ve yardım almak isteyen

Olumlu geribildirimlerde bile çabuk incinen

Sürekli sevilip sevilmediğini soran

Olumsuz geribildirimlerden aşırı rahatsız olan

Derslerini ihmal eden

Kendini aşağı görme alışkanlığı olan

Kendi hataları için başkalarını suçlayan

Hayale dalma eğiliminde

Eşyalarını hor kullanan

Yanlış yapmaktan ve başarısız olmaktan korkan

Görevlerini yerine getirirken özensiz davranan

Daima insanları memnun etmek isteyen

Karın ağrısı ve bulantıdan şikayetçi

Özgüven eğitiminde anne baba olarak bizim rolümüz ve yapmamız gerekenler nelerdir? 4,5

Çocukların kendilerini güvenle ifade edebilmeyi öğrenmeleri için toplumda yerleşmiş bir kanı olan “uslu çocuk iyi çocuktur” yorumunu değiştirmek gerekir. Özgüven eğitimi konusunda anne babanın görevleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Çocukların kendilerini ifade etmelerine yardımcı olmak, onları yüreklendirmek
  • Kendilerini önemsemek
  • Gerektiğinde şikayet edebilmek
  • Değişmeye hakları olduğunu bilmek
  • Çocuklarına örnek olmak
  • Çocuğa ihtiyacı olan desteği vermek
  • Yapıcı eleştiriler yapmakv
  • Görüş alanını genişletmelerine yardımcı olmak
  • Hayata hazırlamak
  • Bağımsızlaşmalarına yardımcı olmak
  • Kötümserlik aşılamamak
  • Sorunlarını çözme yollarını öğretmek
  • Duygularını kontrol etmelerine yardımcı olmak
  • Karar vermelerine yardımcı olmak
  • Çocukla birlikte okumak
  • Yapabileceklerinden çok fazlası istememek
  • Çocuğa karşı şefkatli ve dürüst olmak
  • Çocuğun okulu ile iş birliği kurmak
  • Çocuğun okul dışı faaliyetlere katılımını desteklemek

Referanslar:

  1. Özgenç F. Oyun ve Okul Çocukluğu Döneminde Beslenme. J Curr Pediatr 2008;6.
  2. T.C. Sağlık Bakanlığı. http://beslenme.gov.tr/content/files/yeterlibeslenme/10_okul_cocuk_beslenme.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  3. Dereobalı N. Okul Çağında Çocuk Gelişimi ve Eğitimi. Morpa Kültür Yay, İstanbul. 2005.
  4. VII. International Congress of Educational Research http://www.eab.org.tr/eab/media/kitap/EAB_Kongre_Kitap_2015.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  5. Günalp A. Uzmanlık tezi: Farklı anne baba tutumlarının okul öncesi eğitim çağındaki çocukların özgüven duygusunun gelişimine etkisi. 2007. http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/296/ayse_gunalp_tez.pdf?sequence=1 adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.