Türkiye’de ikamet edenler için tasarlanmıştır.

Logo

Gelişim

Çocuk Gelişimi Aşamaları Nelerdir?

Çocuklar, bazı gelişim dönemlerinde ve yaşlarında belli tür öğrenmelere karşı yüksek duyarlılık gösterme eğilimindedirler.

Çevre etkilerine karşı daha duyarlı oldukları için etrafındaki öğrenme yaşantılarını diğer dönemlerden daha hızla kazanabilirler. Psikologlar bu dönemlere “kritik gelişim dönemleri” adını vermektedirler.

Anne-baba ve öğretmenler, çocuğun üst düzey gelişimini sağlamak istiyorlarsa kritik gelişim dönemlerinde, çocuğa belirli yaşantıları kazandırmak için olanaklar hazırlamalıdırlar.

Duygusal gelişim

Duygu; belirli nesne, olay ya da kişilerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenimler olarak tanımlanabilir. İnsan, hayatı boyunca çevreden gelen uyarıcıların etkisiyle çeşitli duyguları yaşar.

Çocukların fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması veya karşılanmamasıyla onlarda bazı duyguların oluşması kaçınılmazdır.

Yaşamın ilk günlerinde altı değiştirilen, karnı doyurulan bebek haz duyar. Ancak büyümeyle birlikte sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması haz duyması için yeterli olmayacaktır. Çocuk; annesinin kucağında olmak, sevilmek, okşanmak, annesinin sıcaklığını da hissetmek isteyecektir.

Bebekler de hisseder.

Doğumdan çok kısa bir süre sonra bebekler; ilgi, acıya karşı stres, ilk altı ay içinde öfke, şaşkınlık, sevinç, korku, üzüntü, utangaçlık yaşarlar.

18-24 ay içinde empati, kıskançlık, utanma, 30-36 ay içinde ise suçluluk, gurur, utanç duygularını yaşamaya başlarlar.

Bebeklerin 1 yaşın sonuna kadar, geniş bir duygusal kapasiteye sahip olduğu ve farklı yollarla duygularını ifade ettikleri açıktır. 1 yaş civarındaki çocukların öfkeleri, onların istediklerini elde edebilmek için duygusal tepkinin kullanıldığını gösterir. Bu nedenle çocukların ifade ettikleri ilk duygular, arzu edilen hedefler ve sonuçlarla ilişkili olarak yapılanmıştır.

Doğumdan sekiz yaşına kadar, çocuklar duygusal gelişime yönelik yedi temel anlayış oluştururlar. Bunlar sırasıyla; duygusal eylem ve tepkilerde bulunma, duyguların farklı durumlarda ortaya çıkması, duyguların diğer bireyler arasında iletişimin temeli olarak kullanılması, duygusal ifadeler belirtilirken farklı model ve yollar kullanılması, duyguların farklı olay ve kişilerle etkileşim sonucu ve zamanla değişebileceğini öğrenmedir.

Çocuklarda Duygusal Tepkiler (0–12 Yaş)

  • Gülme
  • Ağlama
  • Korku
  • Öfke
  • İnatçılık
  • Kıskançlık
  • Saldırganlık

Çocuğunuza nasıl yaklaşırsanız, gelişimi o yönde olur.

Anne ve babanın güven verici, destekleyici ve hoşgörülü bir biçimde çocuğuna yaklaşıyor olması, çocuğun duygusal gelişimi için en ideal etkileşim biçimidir. Anne-babanın, hem çocuklarını denetleyerek hem de çocuğun ilgi ve gereksinimlerine duyarlı davranarak bir denge yakalaması gerekir.

Çocuklarının duygusal gelişimini olumlu yönde destekleyen ebeveynlerin öncelikle onların gelişim dönemlerini bilmeleri ve onları kendilerine özgü bireyler olarak kabul etmeleri önemlidir. Anne ve babanın çocuklarına sunduğu koşulsuz sevgileri, empati ve hoşgörüye dayanan etkileşimleri, çocuklarının bağımsız ve içten denetimli bir kişilik yapısı geliştirmelerini sağlar.

Ergenlik döneminde duygusal gelişim

Ergenlik konularındaki çalışmalarıyla tanınan Stanley Hall, ergenlik dönemde çocuğun tümüyle yeni bir kişiliğe büründüğünü ileri sürer. Hall’a göre bu değişiklikler cinsel olgunluk sonucu, yani biyolojik kaynaklıdır. Hall bu dönemi bir “fırtına ve ergenlik evresi” olarak tanımlar. Ona göre bu evredeki genç, duygusal, dengesiz, önseziden yoksun bir bireydir:

  • Duyguların Yoğunluğunda Artış
  • Aşık Olma
  • Mahcubiyet ve Çekingenlik
  • Aşırı Hayal Kurma
  • Tedirgin ve Huzursuz Olma
  • Yalnız Kalma İsteği
  • Çalışmaya Karşı İsteksizlik
  • Çabuk Heyecanlanma

Ergenlik Döneminde En Sık Rastlanan Heyecan Biçimleri

  • Korku
  • Endişe
  • Öfke
  • Duygusal kırıklıklar
  • Ruhsal zorlanmalar

Fiziksel gelişim

Bireyin sağlıklı yaşaması ve davranış kazanması bedensel gelişimi ile yakından ilgilidir. Fiziksel gelişim; bedenin ağırlıkça artması ve boyca uzamasının yanında, bedeni oluşturan tüm alt sistemlerin de büyümesi ve olgunlaşmasını içermektedir. Alt sistemler kapsamında; kemiklerin büyümesi (iskelet oluşumu), kasların büyümesi (kemiklerin hareket kazanması), beynin büyümesi ve gelişimi, dişlerin, duyu organlarının ve iç salgı bezlerinin ve tüm iç organların ağırlık ve hacim yönünden gelişimi yer almaktadır.

Çocuğunuzun fiziksel gelişiminin sağlıklı olabilmesi için;

  • Yeterli ve dengeli beslenmeye
  • Düzenli uyku ve dinlenmeye
  • Temizlik ve hastalıklardan korunmaya
  • Açık hava ve bedensel aktivitelere ihtiyacı vardır.

Çocukların Gelişim Dönemleri Nelerdir?

0-2 Yaş:

Fiziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir.

Doğumda 3-3,5 kg olan bebeğin ağırlığı, doğumdan sonra hızla artmaya başlar. İlk dört ayın sonunda bebeğin ağırlığı, doğum ağırlığının yaklaşık iki katı olur. İlk yılın sonunda (1 yaşında) ağırlık, doğum ağırlığının yaklaşık üç katına ulaşır (9–10 kg). İkinci yılda ağırlık artış hızı biraz yavaşlar. Bunun nedeni; yürüme, koşma gibi enerji harcatan etkinliklerin başlamasının yanı sıra büyüme hızının yavaşlamasıdır.

Doğduğunda 48–53 cm olan boy uzunluğu, ilk yıllar hızla artar ama yaş ilerledikçe bu hızda gittikçe yavaşlama görülür. İlk yılın sonunda bebeğin boyu ortalama 73–78 cm’ye ulaşır. İkinci yılın sonunda ise ortalama 83–88 cm’ye ulaşır. Kemiklerin büyümesi ve gelişmesi, hareket gelişimi için çok önemlidir. Doğumda, bebeklerin kemikleri olgunlaşmadığı için kıkırdak halindedir. Kıkırdakların kemiğe dönüşmesi, ilk iki yıl süresince devam eder. Bu nedenle parmak, kol, el gibi organlarda kolay incinme ve çıkma görülebileceğinden çok dikkatli olunmalıdır. Kaslar kemiklerin hareketini sağlar ve uzayıp kısalarak organları hareket ettirirler. Kas gelişimi yetişkinliğe kadar devam eder.

2-6 Yaş:

Fiziksel gelişim hızı, 0-2 yaşa göre azalmış, sinir sistemi gelişimi büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Kalbin büyümesi altı yaşına kadar çok hızlıdır. Kalp atış hızı da giderek azalır, altı yaşın sonunda yetişkinlerinkine benzer hale gelir. Solunum sisteminin özellikle de akciğerlerin kapasitesinin gelişimi oldukça yavaştır.

Sindirim sistemi, yiyecekleri sindirebilir hale gelmiştir. 2-6 yaş çocukları, büyük kaslarını küçük kaslarına göre daha iyi kullanırlar. Bu dönemde çocuğun hareketlerinin sayısında ve niteliğinde bir artma gözlenir. Gelişim süreklidir ve belli aşamalarda gerçekleşir. Dönemin başında çocuğun görme duyumu ve küçük kasları tam olarak gelişmemiş olduğu için 2-4 yaş çocukları el-göz koordinasyonu gerektiren etkinliklerde zorlanırlar ve daha uzun süre çalışmaları gerekir.

6-12 Yaş:

İlköğretimin birinci kademesini kapsayan bu dönemde fiziksel gelişim yavaşlamıştır.

Bu yaş grubundaki çocukların ortalama yıllık boy artışı 5,5 cm civarındadır. Ağırlık artışı ise başlangıçta yavaş iken 10-12 yaş kız çocuklarında dikkat çekici değişimler görülmektedir. Bu farklılığın nedeni de kızların erkek çocuklarından yaklaşık iki yıl önce ergenlik çağına giriyor olmalarıdır.

Dönemin başlangıcında çocukların bilek ve parmak kemikleri ile ince kaslar gelişimini tamamlamamıştır. Bu nedenle üst düzey denge gerektiren beden hareketleri ile uzun süreli küçük puntolu yazı yazma gibi etkinliklerde zorluk çekerler. İnce motor kasların gelişimi erkeklerde kızlara göre daha yavaştır; ama dönemin sonunda gelişimleri tamamlanır. Dönemin sonlarına doğru, hem kemik ve kaslarındaki gelişim hem de öğrenme yaşantılarının etkisi ile çocuklar, özen ve ayrıntı gerektiren etkinliklerle uğraşmaktan hoşlanmaya başlar. Bu durum onları beden hareketleri ve el becerilerini kullanmayı, geliştirmeyi sağlayan etkinliklere çeker. Bu sayede çocuk çeşitli ilgi alanlarını keşfeder ve geliştirir (el sanatları, ritmik dans, kayak, tenis, yüzme, top oyunları vb).

Ergenlik Dönemindeki Bedensel Değişiklikler

Çocukluktan gençliğe ilk adım...

Ergenlik sürecinin her çocukta başlangıç zamanı için kesin bir değer vermek güçtür. Bedensel değişimlerin sıklıkla, kızlarda 10-12 yaşları arasında, erkeklerde ise 12-14 yaşları arasında ortaya çıktığı belirlenmektedir. Kızlar, erkek çocuklara göre genellikle bu döneme 1-2 yıl daha erken girerler. Her çocuk bu döneme diğerlerinden farklı, daha erken ya da geç girebilir.

Ergenliğin en önemli belirtisi kısa zamanda dikkati çekecek bir biçimde çok yönlü olarak büyümektir. Buna büyüme atılımı adı verilir.

Kızlarda ergenlik önce başladığından 10-12 yaşlarında kızlar, erkeklerden daha uzun olurlar. Boy büyümesi giderek yavaşlar ve kızlarda 16 ile 18, erkeklerde 18 ile 20 yaşları arasında durur. Büyümenin ergenlikten sonra da devam ettiği, 18 ile 30 yaşları arasında çok küçük miktarda bir artış görüldüğü söylenebilir. Boy uzamasının yanında kızlarda ve erkeklerde kilo artışı ve yağlanma da gözlenir. Kızlarda bu dönemde yaklaşık 16, erkeklerde ise 20 kiloluk bir artış söz konusu olur. Erkeklerde kilo artışı, kas ve kemik kütlesinin artmasına, kızlarda ise büyük ölçüde yağ depolanmasına bağlıdır.

Bilişsel Gelişim

Ünlü psikolog Jean Piaget; 2-3 yaşlarındaki çocukların, sembolik düşünce yeteneğine sahip olduklarını savunur. Artık o eylemdeki başarısının yanında imaj ve sembollere de yer verir. Her ne kadar çocuk sembolik düşünmeye başlamışsa da, bu semboller kesin kurallar ve kavramlar biçiminde değildir.1

3-4 yaş civarında çocuklar büyük ölçüde yetişkin ve yaşıtları ile serbestçe etkileşimde bunabilirler, ancak bu etkileşim benmerkezlidir. Zihinsel olarak kendi üzerlerine yoğunlaşmışlardır, başkalarının görüş açılarını kavrayamazlar. Bu dönemde çocuk, nesneleri başka şeylerin simgesi gibi kullanmaya başlar. Örneğin, bir değneğe at diye binebilir.1

Bu dönemde özellikle dilin gelişmesiyle birlikte düşüncede yaygınlık ve hız görülür. Bu yetenek çocuğun dili kullanmasını, yorum yapabilmesini, resim çizebilmesini, daha sonra okuyabilmesine ve yazabilmesine olanak kılar.1

2–7 yaşlarında çocuklar hala kıyaslama yapamazlar ve hala benmerkezcidir.1

7–11 yaşları arasında çocuklarda mantıksal düşünme ve sayı, zaman, mekân, boyut, hacim, uzaklık kavramları yerleşmeye başlar. Çocuklar bu dönemde korunum ilkesini anlayabilirler. Korunum ilkesi, maddenin yeri veya şekli değişse bile aynı kalacağıdır. “Piaget’ye göre, bu dönemde çocuklar sınıflama, sıralama gibi gruplamalarla organize etme ve bir sistem kurma yeteneği geliştirir. Örneğin, beden eğitimi derslerinde çocuklar boylarına göre sıraya girebilirler, adlarını alfabetik sıraya koyabilirler.”

Soyut işlemler dönemi yani 12 yaştan sonra artık ergenle, yetişkin bakış açısından iletişim kurulabilir. Bu dönemde ebeveyn ve öğretmenlerin ergeni halen çocuk olarak görmeleri ve ona çocukmuş gibi davranmaları, ergenin zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Empatik bakış açısının, göreli ve birleştirmeci düşüncenin gelişimi için ergenin, farklı bakış açılarıyla yüzleşmesi gerekiyor. Eğitimciler bunun için uygun ortam hazırlamalıdırlar.

Referanslar:

  1. Keskin V. Uzmanlık tezi: Çocuklarını spora yönlendiren anne ve babaların beklentileri. 2006. http://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/3899/192717.pdf?sequence=1&isAllowed=y adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  2. Kılıç A. Uzmanlık tezi: Gelişim Dönemleri ve ergenlerde ruhsal sorunlar. http://psikiyatriksosyalhizmet.com/wp-content/uploads/2010/08/ogrenci_tezi_gelisim_donemleri.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  3. T.C. Milli Eğitim Bakanlığı. Çocuk gelişimi ve eğitimi süt, oyun, okul ve ergenlik döneminde beslenme. 2007. http://hbogm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/cocukgelisim/moduller/sutoyunokulveergenlikdonemindeegitim.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  4. Kandır A ve Alpan Y. Okul öncesi dönemde sosyal-duygusal gelişime anne-baba davranışlarının etkisi. Aile ve Toplum. 2008;4(14):33-38.
  5. T.C. Milli Eğitim Bakanlığı. Eğlence hizmetleri-Fiziksel gelişim. http://hbogm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/eglence/moduller/fiziksel_gelisim_ozellikleri.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  6. Gençlik ve Cinsellik. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği http://www.cetad.org.tr/Cetaddata/Book/32/269201116835-Bilgilendirme_Dosyasi_7.Pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  7. Akbaba S. Çocuk eğitimcileri ve sağlıklı psikolojik gelişim. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 2004;4(2):73-92.