Türkiye’de ikamet edenler için tasarlanmıştır.

Logo

Ergenlik Çağı (11-18 yaş)

Çocuğunuz büyüdü ve ergenlik dönemine girdi.

Çocukluktan sonra, yaklaşık 12-18 yaşları arasında fiziksel, sosyal ve zihinsel anlamda büyük değişiklikler yaşanır.

Çocukluktan ergenliğe uzanan bu yolda, çözümlenmesi gereken birçok sorun vardır. Ergenlik döneminde başarılması gereken en önemli görev, kimlik bilinci oluşturmaktır. Ergen çocuklar, kim olduklarını belirlemek için kendi kimliklerini pekiştiren ya da yansıtan gruplar bulmaya çalışırlar. Gruplar, ergenlere “diğerlerinden farklı” oldukları duygusunu verir. Yaşamın önceki evrelerinde sorulamayacak olan “Ben kimim?” sorusunun yanıtı aranır.

Ergenlik dönemindeki bedensel değişiklikler

Ergenlik sürecinin başlangıcı için kesin bir zaman vermek güçtür. Ergenlik, her çocukta farklılık gösterebilen bir süreçtir. Bedensel değişimlerin sıklıkla, kızlarda 10-12 yaşları arasında, erkeklerde ise 12-14 yaşları arasında ortaya çıktığı belirlenmektedir. Kızlar, erkek çocuklara göre genellikle bu döneme 1-2 yıl daha erken girerler. Her çocuk bu döneme diğerlerinden farklı, daha erken ya da geç girebilir.

Ergenliğin en önemli belirtisi, kısa zamanda dikkati çekecek bir biçimde çok yönlü olarak büyümektir. Buna büyüme atılımı adı verilir. Kızlarda ergenlik önce başladığından 10-12 yaşlarında kızlar, erkeklerden daha uzun olurlar. Boy uzaması giderek yavaşlar ve kızlarda 16 ile 18, erkeklerde 18 ile 20 yaşları arasında durur.

Büyümenin ergenlikten sonra da devam ettiği, 18 ile 30 yaşları arasında çok küçük miktarda bir artış görüldüğü söylenebilir. Boy uzamasının yanında kızlarda ve erkeklerde kilo artışı ve yağlanma da gözlenir. Kızlarda bu dönemde yaklaşık 16, erkeklerde ise 20 kiloluk bir artış olabilir. Bu dönemde baş kemiklerinde de büyüme görülür. Yüz kemikleri büyür, çene uzar ve kalınlaşır, burun büyür. Bu farklılaşma ilk başta yüzde simetrik olmayan bir görüntü oluştursa da baştaki tüm organların büyümesi tamamlandığında bu asimetri ortadan kalkar.

Tüm kemik sisteminde büyüme hızlanır. El ve ayaklar, ardından kol ve bacaklar uzamaya başlar, kalçalar, göğüs kemikleri ve omuzlar genişler. Büyüme atılımı sırasında eller ve ayaklar bedenin diğer bölümlerine göre daha çabuk büyür, bu da geçici bir sakarlık ve beceriksizliğe yol açabilir. Sakarlık ve beceriksizlik durumu birey, değişen vücuduna uyum sağladığında ortadan kalkacaktır.

Ergenlik Süreci ve Cinsel Değişimler

Erkeklerdeki cinsel olgunlaşmaya bağlı değişiklikler:

Erkek çocuklarda ergenliğin gözlenen belirtileri testislerin ve penisin büyümesi, cinsel organların çevresi ve bedenin kıllanması ve büyüme atılımıdır.

  • Üreme hücrelerinin oluşumu ve erkeklik hormonunun salınımından sorumlu organ olan testislerin büyümesi
  • Penisin büyümesi
  • Cinsel organlar üzerindeki derinin kıllanması
  • Büyüme atılımı

Bu değişikliklerin yanı sıra boynun ön yüzündeki adem elması denilen çıkıntı da erkek çocuklarda bu dönemde görülen başka bir gelişmedir. Ses kalınlaşır ve boyun, göğüsler, kalçalar, bacaklar, kollar gibi vücudun çeşitli bölümleri kıllanmaya başlar. En son kıllanma yüzde bıyık ve sakalın çıkmasıyla tamamlanır.

Kızlardaki cinsel olgunlaşmaya bağlı değişiklikler:

Kız çocuklarda ergenliğin gözlenen belirtileri;

  • Meme gelişimi,
  • Cinsel organlar çevresinde kıllanma,
  • Büyüme atılımı ve
  • Adet kanamasının başlamasıdır.

Cinsel Kimlik Gelişimi:

Gençlik döneminin en önemli psiko-sosyal yanı kimliğin kazanılmasıdır. Gencin bu dönemde sağlam bir kimlik duygusu geliştirebilmesi gerekir. Kimliğin en kısa tanımı kişinin kim olduğunun ve nereye gittiğinin farkında olmasıdır. Genç insanın "Ben kimim?" sorusuna verebilecek cevabı bulunmasıdır.

Cinsel Eğitim:

Ergenlik, biyopsikososyal değişimlerin en hızlı görüldüğü gelişim dönemi olduğu için ergenin bu dönemde sağlıklı cinsel gelişim konusunda bilgilendirilmesi gerekli ve önemlidir.

Her ne kadar cinsel eğitimin aile içinde başlaması gerektiği düşünülse de, sağlık personeline ve akranlara da oldukça büyük görevler düşmektedir. Bu nedenle ergen bireylerin sağlıklı ve doğru bilgi almaları açısından güven ilişkisi içinde oldukları sağlık personeli ya da akran ile iletişime geçmeleri gerekmektedir.

Cinsel Eğitimin Yararları Nelerdir?

Cinsel eğitimin bireysel ve toplumsal pek çok yararı vardır.

Bunlardan bazıları şöyledir:

  • Cinsel eğitim sayesinde çocuk kendi bedenine ve karşı cinsin bedenine saygı duymayı öğrenir. Bu durum çocuğun ileriki yaşantısında kendi cinsiyetindekilerle ve karşı cinsten kişilerle sağlıklı ve düzeyli ilişkiler kurmasına vesile olur.
  • Çocuğun kendi bedenini ve özelliklerini tanıması kendine güvenini arttırır. Cinsel gelişim ile ilgili bilgileri erken yaştan itibaren alan ve bu anlamda sağlam temeller oluşturan kişi, bedenine karşı sorumluluklarını bilir ve daha bilinçli olur.
  • Cinsel eğitimi aşamalı ve yaşına uygun olarak alan çocuk, sonraki yaşamında karşı cinsle kurduğu ilişkilerde dengeli olur.
  • Çocuğa verilen doğru bilgiler sayesinde çocuklar kendilerine güven konusunda daha başarılıdırlar.
  • Ergenlik döneminde bedensel değişiklikler konusunda bilgilendirilen çocuklar farklılaşmalarını daha çabuk kabullenir, anormallik endişeleri ve yetersizlik korkuları azalır.
  • Doğru bilgilerle donanmış kişi, cinsellik hakkında duyduğu yanlış bilgileri kolaylıkla reddeder.
  • Bilgili kişiler arkadaşlarının uygunsuz teklif ve baskılarına ve cinsel istismara karşı koyabilmede daha başarılıdırlar.

Bilişsel Gelişim

Bilişsel gelişim ergenlerin yalnız kendilerini, ailelerini, arkadaşlarını ve öğretmenlerini değil, dünyalarını görme biçimi üzerinde uzun süreli etkiler taşır. Ergenlerin düşünme süreçleri değişerek gittikçe artan bir biçimde geleceğe yönelik ve soyut düşünceler içinde olurlar. Cinsellik, ahlak, din gibi konularla ilgili gerçekten kendilerine ait bir değerler takımı edinirler. 11–12 yaş dolaylarında başlayan mantıksal düşünmenin yetişkin düzeyine ulaştığı bu döneme soyut işlemler dönemi denir.

Ergen, soyut düşünme yeteneğinin kazanarak geleceğe yönelik planlar yapabilir, davranışlarını eleştirebilir, değerler sistemini olgunlaştırabilir ve kendini tanıyarak kabul edebilir.

Duygusal Gelişim

Ergenlik konularındaki çalışmalarıyla tanınan Stanley Hall, hızlı ve belirgin değişikliklerin bu dönemde yer aldığını, bu evrede çocuğun tümüyle yeni bir kişiliğe büründüğünü ileri sürer. Hall’a göre bu değişiklikler cinsel olgunluk sonucu, yani biyolojik kaynaklıdır. Hall bu dönemi bir fırtına ve ergenlik evresi olarak tanımlar. Ona göre bu evredeki genç, duygusal, dengesiz, önseziden yoksun bir bireydir:

  • Duyguların Yoğunluğunda Artış
  • Aşık Olma
  • Mahcubiyet ve Çekingenlik
  • Aşırı Hayal Kurma
  • Tedirgin ve Huzursuz Olma
  • Yalnız Kalma İsteği
  • Çalışmaya Karşı İsteksizlik
  • Çabuk Heyecanlanma

Ergenlik Döneminde En Sık Rastlanan Heyecan Biçimleri

  • Korku
  • Endişe
  • Öfke
  • Duygusal kırıklıklar
  • Ruhsal zorlanmalar

Sosyal Gelişim:

Sosyal gelişme, kişinin içinde yaşadığı toplum tarafından kabul edilebilir biçimde davranmayı öğrenme sürecidir. Çocuğun tek çocuk, ortanca veya büyük çocuk olup olmadığı, kardeş sayısı, cinsiyeti, ailenin büyüklüğü, ailenin katıldığı sosyal deneyimlerin kalitesi, eve misafir gelişi, misafir ağırlama biçimi, ebeveynin evdeki misafire takınması gereken tavır, ailenin sosyal, ekonomik ve kültürel seviyesi; topluma uymasını, sosyalleşmesini etkileyen belli başlı faktörlerdir. Aralarındaki yaş farkı çok olan kardeşi olma, sosyalleştirmeyi güçleştirebilir. Kardeşlerin ve ev halkının hep aynı cinsiyetten olması da karşı cinsle ilişki kurmayı güç hale getirebilir.

Ahlaki Gelişim:

Ergenlik döneminde zihinsel işlevlerin gelişiminin hızlanması nedeniyle ahlaki değerler önem kazanır. Aynı zamanda ergenlik döneminde sosyal beklentiler ve ergenin yaşadığı deneyimler artar. Kimlik ve benlik kavramlarının oturması için, ergenin bazı değerler oluşturmaya ihtiyacı vardır.

Ahlaki değerlerin gelişimi ve etkileri ebeveyn tutumları ile bağlantılıdır. Çocuğa değer veren, sevgisini gösteren ve başarısını öven, nedenleri açıklayan aile tutumu, ahlaki değerlerin özümlenmesini kolaylaştırır. Aynı zamanda kendine güvenli, sorumluluk alabilen ve karar verebilen bireyler yetiştirirler. Buna karşın, korkutma, ceza ve fiziksel şiddete dayalı tutum izleyen, eleştiri yapan aileler, çocukların kendilerini değersiz hissetmelerine neden oldukları gibi ahlaki olgunluğu da sağlayamazlar.

Ergenlik döneminin en önemli dönemlerinden biri de idealizm olduğu için ergenler, her şeyi sorgular, kendilerini adayabilecekleri sosyal ya da politik nedenler bulmaya çalışır, dünyaya zarar verici durumlara çözüm aramaya başlar.

Politika ve dine bakış, ergenlikte değişim gösterir. Politik düşünceleri ergenlikle birlikte daha soyut, otoriteye karşı ve çatışmaya yönelik eğilimde olur. Zihinsel gelişimleri ile orantılı olarak, politik olayları değerlendirme ve yargılamaları da gelişir. Ergenlik döneminde din daha da anlaşılır ve Tanrı daha soyut bir güç olarak algılanmaya başlar. Kültürlere, toplumlara ve yaşanan zamana bağlı olmakla birlikte, ergenlik döneminde dini konularda zorlamak işe yaramaz.

Beslenme

Ergenlikte büyümenin hızlanmasıyla birlikte vücudun enerji ve besin öğelerine olan ihtiyacı da artmaktadır. Günlük enerji ihtiyacı fiziksel aktivite ile ilgilidir. Sporla uğraşıyor veya hareketli ise enerji ihtiyacı da artacaktır. Büyüme ve gelişme hızlı olduğu için günlük enerji ve protein ile birlikte vitamin ve mineraller de tüketilmelidir. Enerji, protein eksikliği ile vitamin ve mineral eksikliğinin oluşturduğu engelleme ile boy artım hızı gecikir ya da azalır. Karbonhidrat ve yağdan zengin bir beslenme şişmanlıkla sonuçlanabilir.

Alınması gereken en az protein miktarı, kız-erkek 0,8 g/kg/gün (günde kilogram başına 0,8 gr) olarak kabul edilir. Bunun yarısından çoğu süt, yumurta, et gibi biyolojik değeri yüksek, örnek protein niteliğinde olmalıdır. Ek olarak vitamin ve minerallere de yer verilmelidir.

Ergenlik Döneminde Beslenme Problemleri ve Alışkanlıkları

Ergenlik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme problemleri sonucunda şişmanlık obezite) ve daha çok kızlarda görülen anorexia nervosa ( psikolojik kaynaklı yemek yememe ) yer alır. Fast-food (ayakta hızla yenilen hamburger, pizza, kola vb. tüketimi şeklinde, ayaküstü beslenme) beslenme bol kalorili olduğu için şişmanlığa yol açabilir. Beden algısı konusunda hassas oldukları için bol kalorili beslenmeyi sevmesine, tercih etmesine rağmen gençler zayıf kalmak isterler. Güzel ve yakışıklı olmanın zayıf olmak anlamına geldiğini düşünerek magazin kültürünün de etkisi ile erken yaşta zayıflama diyeti yapmaya başlayabilirler. Hiç yememe, idrar söktürücü, kusturucular kullanarak kilo vermeye çalışabilirler. Böyle davranılması enfeksiyonlara direnci azaltır, hastalıklara davetiye çıkarır ve boy artışının yavaşlamasına yol açabilir.

Gençlik Döneminde Sağlık İçin Ebeveynin Rolü ve Sorumlulukları2

İnsanlar doğdukları andan itibaren, başta ebeveynleri olmak üzere yakın çevrelerinden cinsellikle ilgili mesajlar almaya başlarlar. Ebeveynler çocuklarıyla konuşma, duygularını paylaşma, sevgi gösterme, onları giydirme ve onlara vücut bölümlerinin isimlerini öğretme gibi davranışlarla çocuklarına cinsellikle ilgili ilk bilgileri ve değer yargılarını aktarmalıdır. Bu konularda çocukları ile iletişim kurmak istemeyen, katı tutum içinde olan ebeveynlerin eksikliğini gençler başka türlü tamamlamaya çalışırlar. Ebeveynler bu durumda onlara sağlıklı bir yaşam sağlama fırsatını kaçırırlar, her türlü istenmeyen durumla karşılaşma olasılıklarını artırırlar.

Ergen, yaşamını çok hızlı ve çok yönlü bir biçimde etkileyen değişimlerle geçirirken, anne baba da değişen çocuğunu anlamak için uğraşır. Bu nedenle ergenle iletişim kurmak genellikle zorlayıcıdır. Bir ayağı çocuklukta, diğer ayağı yetişkinlikte olan ergen için çatışmalar kaçınılmazdır. Bu değişimlere rol ve beklentilerin belirsizliği de eklendiğinde ergen benzer olaylara yalnız farklı tepkiler değil, tam anlamıyla karşıt duygusal tepkiler de verebilir. Anne baba, kendilerinin yanlışını bulan, düzelten ya da ufak bir eleştiri karşısında öfkeyle karşılık veren ergenin bu tepkilerinin döneme özgü olduğunu anlayabilmelidir. Gerekli anlayışı ve desteği alamadığında davranışlarına kendi de mantıklı açıklama yapmada yetersiz olan ergen, içinde yaşadığı bunalımı öfke, memnuniyetsizlik, şiddet ve can sıkıntısı olarak yansıtacaktır. Dolayısıyla “beni anlamıyorsunuz”, “sizi sevmiyorum”, ”yardıma gereksinmem yok” diyen ergenin ifadelerinden rahatsız olmamak için aslında kendisini daha tam tanıyamadığını, kendisinden pek hoşlanmadığını anlamak yeterlidir. Ergenin söyledikleri, her zaman söylemek istedikleri olmayabilir. Bunu anlamakta güçlük çeken anne babalarla ergen arasındaki çatışmalar, bu durumda kaçınılmaz olmaktadır.

Ergen, yoğun ve karmaşık olan duygularını, kuşkularını ve geleceğe ilişkin hayallerini başkalarıyla paylaşma gereksinimindedir. Karşılıklı rol ve beklentilerdeki belirsizlik anne-babalar ve ergen arasında bir gerilim yaratır. Duyguların açık seçik olmamasından kaynaklanan iletişim kopuklukları ise bu gerilimi tırmandıracaktır. Unutmamak gerekir ki bu gerilim, kaynağını daima ergenin içinde yaşadığı çevreden alır; anne baba otoritesi, toplumsal değerlerin değişime uğraması, geleceğin daha az tahmin edilebilir olması gibi nedenler bunlardan bazılarıdır. Yaşanan gerilim ergeni duygu ve düşüncelerini paylaşabileceği, sorunlarını tartışabileceği, yetişkin değerlerinden bağımsız bir değerler sistemi edinebileceği akran grupları içinde yer almaya yöneltir.

Ergen, anne-babasının ve yaşamındaki önemli insanların onun hakkında düşündüklerinden önemli ölçüde etkilenir. Bu noktada anne babaların hem kendi duygularını açıkça ifade edebilmeleri hem de ergene duygularını açıklama fırsatı vermeleri, yani birbirleri hakkında neler hissettiklerini konuşmaları çok önemlidir. Duyguları ifade ederken, sadece sevgi değil, kızgınlık, korku, beğenmeme gibi duyguların da ortaya konması gerekli ve önemlidir.

Referanslar:

  1. İşmen Gazioğlu AE. Hayatın ilk çeyreği. 0-18 yaş gelişimi. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. http://ailetoplum.aile.gov.tr/data/542925ac369dc32358ee29fb/01_01_hayatin_ilk_ceyregi.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  2. Gençlik ve Cinsellik. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği http://www.cetad.org.tr/Cetaddata/Book/32/269201116835-Bilgilendirme_Dosyasi_7.Pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  3. Kerimoğlu G ve Üstündağ A. Ergenlik Döneminde Cinsel Eğitimin Önemi. Sağlık ve Toplum. 2014;24(1):8-14.
  4. Kılıç A. Uzmanlık tezi: Gelişim Dönemleri ve ergenlerde ruhsal sorunlar. http://psikiyatriksosyalhizmet.com/wp-content/uploads/2010/08/ogrenci_tezi_gelisim_donemleri.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.
  5. T.C. Milli Eğitim Bakanlığı. Çocuk gelişimi ve eğitimi süt, oyun, okul ve ergenlik döneminde beslenme. 2007. http://hbogm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/cocukgelisim/moduller/sutoyunokulveergenlikdonemindeegitim.pdf adresinden 20.01.2017 tarihinde erişilmiştir.