Türkiye’de ikamet edenler için tasarlanmıştır.

Logo

Eğitim

Eğitimde ilk altı yıl kritik önem taşır.

Çocuk eğitiminde belki de en büyük ihmalimiz ilk yılların önemsiz kabul edilmesidir. Bu yıllarda çocuk; sadece sevilecek, beslenilip, büyütülecek bir varlık olarak algılanmaktadır.

Bilimsel araştırmalar ilk altı yıllık dönemi “hayati dönem” olarak kabul etmektedir.

Bu dönemde çocuklar sadece biyolojik olarak değil, ruhi olarak da çok hızlı gelişmektedirler. Çocuğun bu dönemde en temel özellikleri ve yetenekleri şekillenmektedir. Zekâsı, algılaması, kişiliği, sosyal davranışları gelişmekte, ileriki yıllarda karakterini oluşturacak derecede etkili olmaktadır. Yürümeyi, ağlamayı, gülmeyi, konuşmayı, korkmayı, üzülmeyi, sevinmeyi bu dönemde öğrenen çocuk beyin gelişiminin büyük bölümünü yedi yaşından önce tamamlamış olur. Erken yaşlardaki eğitim, deneyimler ve uyarıcılar beyin gelişimini etkiliyor. Çocuğun fiziksel, sosyal ve zihinsel talepleri ne kadar doğru ve kaliteli karşılanırsa gelişimi de o kadar sağlıklı olabilmektedir.

Çocuklarda potansiyel vardır.

Bütün çocuklar bazı potansiyellere sahip olarak doğmaktadırlar.

Bu potansiyeli öncelikle keşfetmek, yönlendirmek ve geliştirmek aileye düşen en önemli görevlerden biridir. Okula başlayıncaya kadar geçen süre zarfında sağlıklı bir etkileşimin çocuğun davranışlarında belirleyici olduğunu ve bunun etkilerinin bütün yaşam boyunca görülebileceğini, gelişim psikolojisi ortaya koymuştur.

Temeli doğru atabilirsek okul üzerine bir şeyler bina edebilir ve çocuğun sağlıklı gelişimine katkı yapabilir.

  • Arkadaşları ile birlikte olmasını sağlamak,
  • Kendini ifade edebileceği ortamları aile içinde oluşturmak,
  • Ona değer verip dinlemek,
  • Dengeli beslenmesine ve sağlığına dikkat etmek,
  • Duygularına cevap vererek dikkate almak,
  • Sıcak ve yakın ilgi göstermek

bu davranışlardan sadece birkaçıdır.

Çocuğun ayrı bir birey ve kişilik olduğu asla unutulmamalıdır. Fiziki ihtiyaçlarının yanında sosyal ve duygusal ihtiyaçları da dikkate alınmalı, ikisinin birbirini etkileyeceği unutulmamalıdır.

Eğitimin amacı nedir?

Eğitim çabalarının genel amacı, genç kuşağın yetenekleri doğrultusunda yetişmesine yardım etmektir.

İnsan biyopsiko-sosyokültürel bir varlık olduğuna göre bireyin eğitilmesinde biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel açıdan yardım edilmesi gereği açıktır. Eğitim, yalnızca eğitim kuramlarının işi olmaktan çıkar; ailenin, anne-babanın yani yetişkinlerin de çocuk eğitimi konusunda aydınlatılması önem kazanır. Bu yardımlar dışında gerektiğinde psikolojik yardımların alınabilmesi için anne-baba okullarına ve grup çalışmalarına da ihtiyaç vardır.

Çocuğun eğitim sürecinde, anne-babaları ve eğitimcileri en çok ilgilendiren konulardan biri hiç kuşku yok ki okul başarısıdır.

Okul başarısında rol oynayan birçok etken vardır;

  • Çocuğun ait olduğu çevre-aile içindeki bireyler arası ilişkiler,
  • özellikle anne-babanın çocuğa karşı davranışları,
  • kardeşler arası ilişki, evin fizik koşulları,
  • çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığı,
  • okul, öğretmen ve okul arkadaşları ile çocuğun ilişkileri, bu ilişkilerin şekli çocuğun okul başarısını olumlu ya da olumsuz yönde etkiler.

Bütün bu etkenlerin yanı sıra çocuğun dikkatini bir konu üzerinde toplayamaması da onun okul başarısında olumsuz yönde rol oynar. Bu sorun, çocuk okula başladığı ve dikkatini bir konu üzerinde toplaması istendiği zaman ortaya çıkar. Oysa dikkatin bir konu üzerinde toplanması erken yaşlarda başlanılan eğitimle öğretilebilir.

Okul öncesi eğitim önemlidir.

Hiçbir zaman okul öncesi eğitime alternatif olarak anne eğitimi düşünülmemelidir.

Çocuklar çeşitli nedenlerle bir okul öncesi eğitim kurumuna gidemiyorlarsa, evde anneler çocuklarının dikkat toplama yeteneklerini geliştirmede yardımcı olabilirler. Çocuklarına zaman ayırarak, onlarla çeşitli oyunlar oynayarak onlara yardımcı olabilirler. Piyasada bu konudaki çalışmalarda yararlanılabilecek birçok oyuncak ve kitap vardır.

Çocuğun yaşına, ilgisine göre seçim yapılabilir;

  • Yap-boz oyunları,
  • Belli şekillerin parçaları birleştirilerek oluşturulması,
  • Legolar,
  • Domino oyunları,
  • Zar oyunları,
  • Çocukla birlikte resimli çocuk kitaplarına bakma,
  • Çocuğa masal anlatma,
  • Dinlediği masalları tekrar etmesini isteme

Aynı zamanda bu tarz ikili ilişkilerde, çocuk, annesi veya babası tarafından sevildiği, kabul edildiği duygusunu yaşar. Kendine güveni gelir. Kendine güven daha sonraki yıllarda okul başarısında olumlu rol oynar.

Ayrıca çocuğun olumlu davranışları ödüllendirilmeli, kendi kendine karar vermesi desteklenmeli, belli bir çalışma yeri ve saati saptanmalı, günün belli saatlerinde çocuk ile oyunlar oynanmalıdır. Gün boyunca çocuk ile beraber olunduğu saatlerde, onun nelerden mutlu olduğu kaydedilmelidir.

Ev ödevleri mi?

Çocuğun okul başarısında yer alan önemli konulardan biri de ev ödevleridir. Çocuğa sabırsız, telaşlı davranmamalı, çalışması sırasında cesaretlendirilmeli, ödüllendirilmelidir. Yaptığı işten çocuğun gurur duyması sağlanmalıdır. Örneğin başarı defteri ya da başarı tahtası yapılabilir. Çocuk başardıkça bu deftere yazılabilir ya da tahtaya yeşil bir nokta konur. Çocuğa çalışırken "Bak ne güzel çalışıyorsun, haydi devam et." denebilir. "Bu ödevini güzel yaptığın gibi diğerini de yapabilirsin." denebilir ve çocuk yüreklendirilir.

Okul başarısı ve eğitim ortamları

Çocuğun çeşitli korkuları, engellenmeleri ve psikolojik sorunları varsa, okulda başarılı olamaz. Problem durumlar ortaya çıkmadan önce çocuklara yardım edilmesi gerektiği ise artık bilinen bir gerçektir.

Başarılı bir eğitim yapılabilmesi için ilk koşul, çocuğu olduğu gibi kabul etmek ve kendini gerçekleştirmesine, kendini olduğu gibi göstermesine olanak sağlamaktır.

Başarılı bir eğitim için öğretmen-öğrenci ilişkisi çok önemlidir. Bu ilişki okul öncesi dönemde de sonraki öğretim kademelerinde de önemli rol oynar.

Çocuğa, olduğu gibi davranmasına izin vermekle, kabul etmekle, duygularını tanımakla, düşündüğünü ve hissettiğini söylemesine izin vermekle, kendisine dikkat etmesine yardımcı olmakla, sağlıklı bir şekilde büyümesine, gelişmesine olanak sağlanmış olur.

Referanslar:

  1. Önder M. Okul öncesi dönem çocuklarının aile eğitimi. 2011;15(1):377-386.
  2. Özdoğan B. Altı-on iki yaşlarındaki çocukların eğitimi ve okul başarıları. Eğitim ve Bilim. 2001;26(1):3-7.