SSS E-Posta Ana Sayfa
 
asi_dostu
 
 
 
Ayşe Arman  |  Saffet Emre Tonguç  |  Sevinç Erbulak  |  Fatih Kısaparmak  |  Emre Tilev  |  Zeynep Göğüş  |  Nejat Birecik
 
Fatih Altaylı  |  Belma Canciğer  |  İclal Aydın  |  Deniz Pulaş  |  Zeynep Kasımlıoğlu  |  Neşe Erberk  |  Nora Romi Özkılıç
 
Nejat Birecik

NEJAT BİRECİK

Bu ayki konuğumuz Çocuklar Duymasın dizisinin psikoloğu olarak da tanıdığınız, 6,5 aylık sevimli mi sevimli bir kız çocuğu babası olan sevilen oyuncu Nejat Birecik. Nejat Birecik ve eşi Hilal Birecik ile annelik, babalık ve minik kızları Defne üzerine keyifli bir söyleşi yaptık...

Nejat Birecik
Nejat Birecik

B&B: Kaç yıllık evlisiniz? Defne evliliğinizin kaçıncı yılında aranıza katıldı, bu planlanan bir olay mıydı?
N.B: 2000 yılının Ağustos ayından bu yana evliyiz. Defne planlı bir bebek değildi; bir bebek planlanmıştı ama 2003 Ocak'tan önce değildi aslında. Çocuklar Duymasın'ın çekimleri başladıktan bir ay sonra bir çocuğumuz olacağını öğrendik.

B&B: Baba olacağınızı öğrendiğiniz zaman neler hissettiniz?
N.B: Bir uyuşukluk hissi hatırlıyorum. Ama  teorik olarak buna hazırlanmak gibi bir süreç yaşadığımı hiç hatırlamıyorum,  zaten hazırmışım gibi geldi. Genelde erkekler böyle oluyordur belki de, doğuracak olan olmadığı için.

B&B: Defne'nin aranıza katılmasıyla birlikte yaşamınızda neler değişti, babalık nasıl bir duygu?
N.B: Eşsiz kelimesinin anlamı herhalde çocuk sahibi olmakmış. Gerçekten eşsiz birşey. Yani hep birtakım hazlarla, mutluluklarla tariflemek istiyorum ama hayatımda yaşadığım, yaşayabileceğim, tahmin ettiğim, bana anlatılan mutlulukları yumak halinde toplayın, çocuk hepsine bedel.

B&B: Annelikle birlikte hayatınızda neler değişti?
H.B: Ben zaten bir çocuğum olmasını hep istemiştim. Hamileliğim sırasında siyatik de oldum, belim de ağrıdı ama bunları çok da kafaya takmayarak, olabildiğince pozitif taraflarını yaşarsanız hamilelik çok keyifli geçebiliyor. Çocuk doğduktan sonra ilk günlerde oldukça zorlandım.  İnsan bir de tecrübesiz olunca gazı olduğunda, bebek ağladığında korkuyor o küçücük şeyden, eli ayağına dolaşıyor. İlk başlarda niye bu kadar ağlıyor, acı mı çekiyor diye oturup benim de onunla ağladığım zamanlar olmuştu. Sonradan tecrübeyle yavaş yavaş alışıyorsunuz.

B&B: Bebeğinizin ismine nasıl karar verdiniz?
N.B: İsim meselesi kaosa dönmüştü, neredeyse kuraya kalıyordu. Ben garip garip isimler isteyip durdum, hepsi reddedildi. Ben de birçok isim reddettim. Eşim doğmasına bir hafta kala "Defne" ismini buldu,ben de hemen sahiplendim çünkü konservatuar yıllarımda

Fellini öldüğü vakit, bir dergide Fellini'nin sevdikleri sevmedikleri arasında ilk üçte kopartılmış defne yaprağı koklamak diye birşey okudumuştum. Daha sonra bir yerden defne yaprağı bulup, koklamış ve çok da etkilenmiştim.  Bir de ben Antakya'da doğdum, orada da defne çok önemlidir. Sonuçta bu ismi çok çabuk sahiplendim. İsim konusunda zaten internetteki sizin siteniz de dahil isim sitelerinden faydalanmıştım.

B&B: Doğum öncesi hamilelikle ya da doğumla ilgili herhangi bir eğitimden geçtiniz mi?
H.B: "Anne karnında eğitim" denilen bir eğitim aldım. Anneliğe hazırlanmak, hamilelikte yapılması ve yapılmaması gerekenler, örneğin anne karnındaki çocukla konuşmanın önemi, gergin olmamanın gerekliliği, bebeklerin anne karnında bile kavgada, stres gibi dış faktörlerden etkilenebileceği gibi pek çok konularda faydalı bilgiler edindim..

B&B: Kızınızın doğumu çalışma hayatınızı nasıl etkiledi? Yoğun iş temponuz arasında Defne'ye ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz ve birlikte geçirdiğiniz zamanları nasıl değerlendiriyorsunuz?
N.B: Bizim artık Defne'den önce Defne'den sonra diye bir miladımız var. Zaten gündelik hayatımız Defne'ye göre tekrar güncelleştirildi diyebilirim bilgisayar diliyle konuşmak gerekirse. Kaliteli zaman aslında çocuğun istediği ve yapmaktan zevk aldığı şeyleri kapsıyor. Şuanda neler yapılabilir kısmını araştırıyoruz; nelerden geri kaldık, ne bakımdan daha ilerideyiz, neyi gereksiz ve zamanından evvel kuruntu yapıyoruz, bunları öğrenmeye çalışıyoruz. Böyle su gibi tatlı zamanlar geçirmeye çalışıyorum. Babalığı abartmak istemiyorum çünkü abartmaya çok meyilliyimdir ben; çeşitli vesveseler de barındırırım, paniğimdir; hepsini bastırıyorum.

B&B: Doğum öncesi yaptığınız alışverişlerde en çok öne çıkan ürünler nelerdi?
H.B & N.B.: Kız olduğunu öğrendiğimiz aydan itibaren kıyafetlerden kendimizi alamadık. Genel olarak tüm ihtiyaçlarını karşılayacak alışverişler yaptık; doğduğunda hemen hemen herşeyi zaten hazırdı. Ama alışveriş kıyafet ağırlıklı oldu denilebilir.

B&B: Bebeğin odasını düzenlerken nelere dikkat ettiniz?
N.B: Ben yine internette ideal bir odanın nasıl olması gerektiğini araştırdım; laminant parkeyi keşfettik. Bir firma Defne'nin odasını tasarladı. Çok büyük bir odamız yok, ama ideal bir oda haline geldi.

B&B: Size çok enteresan gelen bir doğum hediyesi oldu mu?
N.B: Evet, tiyatroda İtalyan bir yönetmen arkadaşım vardı. Eşimin hamileliğinin son ayında bizim prova dönemimizdi. Defne doğduğunda bir ayıcık hediye etti. Ayıcığın içinde vişne çekirdekleri var. Fırında bu bir torba vişne çekirdeğini 180 derecede ısıtıyorsunuz ve tekrar ayıcığın içine koyuyorsunuz. Ayıcık da sıcak hale geliyor ve bebeğiniz buna sarılıp uyumaktan zevk alıyor.

B&B: Çocuğunuzun sağlığını, bakımını, gelişimini nasıl takip ediyorsunuz?
N.B: Eşimin anne ve babası doktor,  dolayısıyla ev içinde zaten doktor var. Ama asıl olarak bir doktor belirleyip düzenli olarak onunla görüşmek en iyisi. Her ay düzenli muayene ve kontrole gidiyoruz, onun dışında internet ve kitaplardan da takip ediyoruz.

B&B: Defne'nin bakımıyla ilgili aranızda bir işbölümü yaptınız mı?
N.B & H.B: Öyle özel bir işbölümü olmasa da hep birlikteyiz zaten.

B&B: Tiyatro ve profesyonel yaşamınızla ilgili şuanda ilgilendiğiniz ve önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğünüz projeler hakkında bilgi verebilir misiniz?
N.B: Geçen yıl şehir tiyatrolarında oynamaya başladım. Bu sene Müsaipzade Celal'in Pazartesi Perşembe diye bir oyununda rol alıyorum, ayrıca Molier'in cimrisinden yola çıkan, başrolünü oynayacağım bir de çocuk oyunu var. Çocuk oyunu için provalar başladı; bir yandan da Çocuklar Duymasın devam ediyor.

Geleceğe yönelik, bu diziden, buradaki rolden sonra ne olacak şuan birşey söyleyemem. Bu rolden sonra bir başka role hemen geçilmez. Ben konservatuar tiyatro bölümü mezunuyum. Birkaç yıl tiyatro yaparak, tiyatroya sığınmayı düşünüyorum. Belki bir bilgi yarışması sunabilirim, teklifler arasında böyle şeyler olursa değerlendirmeyi düşünüyorum. 

B&B: Anne ve anne adaylarına söylemek istedikleriniz, tavsiyeleriniz?
H.B: Çok fazla endişeli olmasınlar, çözemediğiniz durumlar ya da kolayca başa çıkamadığınız sorunlar olabilir. Çocuklarıyla yaşadıkları anın keyfini çıkarsınlar. İnsan tabiki bir noktaya kadar endişe duyuyor, çocuğunun sağlığı için kaygılanıyor, herşeyin en iyisini yapmak ve en rahatını yaşamak istiyor ama eninde sonunda hepsi büyüyorlar. Ben artık kendimi de böyle telkin ediyorum yoksa benim de gereğinden fazla endişeye kapıldığım zamanlar oluyor.

B&B: Baba ve baba adaylarına söylemek istedikleriniz, tavsiyeleriniz?
N.B: Çok iyi baba olabilecek bir çok arkadaşım var, ben onların akıllarını çelmeye çalışıyorum. Bunlar baba olması gereken insanlar; hayırlı ebeveynler olabilecek insanlar. Çocuk ıskalanmaması gereken birşey. Eğer ona makul bir gelecek sağlayabilecekseniz ki burada orta derecede standart bir gelecekten bahsediyorum bu ülkenin gerçeği ortadirek çünkü, mutlaka çocuk sahibi olsunlar, herşeyi ıskalayabilirler ama bunu asla ıskalamasınlar. Shakespeare'in bir oyunundan bir diyalogla anlatmak gerekirse: Kral Lear tragedyasında Kral Lear artık yaşlanmıştır; mallarını çocukları arasında paylaştırıken bütün kızları bunun karşılığında "Babacığım sizi çok seviyorum" der, yalnızca küçük kızı "Babacığım sizi gerektiği kadar seviyorum" der. Bunun üzerine baba öfkelenir ve bir tragedya oluşur. Bence de gerektiği kadar olmak lazım, ne eksik ne fazla.

Çocuğunuza en son aldığınız hediye? Şu anda daha çok ihtiyaçlarına göre hediye seçimi yapıyorum, en son bu gün araba koltuğu aldım.

Çocuğunuzu eğlendirmek için en son yaptığınız oyun? Artık tel sararı yapması gerekiyor ama hala tel sarmıyor. Bu aralar onunla meşgulüz.

Çocuğunuzla birlikte yaptığınız en son aktivite? Oturduğumuz semtin yakınlarında çok ideal bir park olduğunu söylediler; ama yürüyüşe gittiğimizde civarda inşaat vardı ve bütün o park toz ve gürültü içindeydi. Genel olarak da hava güneşli olduğunda mutlaka Defne'yi de alıp dışarı çıkıyoruz, yani güneşi göstermeye çalışıyoruz.
H.B: Aslında Defne doğmadan önce benim idealim onu da alıp, şöyle kanguruya koyup trekkinglere çıkmaktı. Ama o biraz zormuş, çocuk olunca anladım.

Çocuğunuzun en son geliştirdiği beceri? Telefonla konuşmak. Daha doğrusu konuşulanı o kadar güzel dinliyor ki... Sinyal sesi duyduğunda ya da karşı taraf konuşmadığında hiç ilgilenmiyor ama karşı tarafta ses duyunca o kadar ilgili dinliyorki artık eşe dosta telefon ediyoruz Defne sizinle konuşsun diyerek.

Çocuğunuzun en son geçirdiği hastalık? 6. hastalık

Çocuğunuzun en son olduğu aşı? Karma aşısının 3.dozunu oldu. Burada belirtmek isterim ki Defne ana rahmine düştüğü andan itibaren bir baba olarak hiçbir muayeneyi, doktor kontrolünü kaçırmadım.

Birecik ailesine röportaj için teşekkürler...